Ana içeriğe atla

Tarihte Uzun Kargılı Phalanx Birliklerinin Ortaya Çıkışı




Antik dönem savaşlarında phalanx terimini sıklıkla duyuyoruzdur. Bunu en çok duyduğumuz yer ise şüphesiz M.Ö. 490'da Yunanlılar'ın Atina kenti önderliğinde doğudan gelen istilacı Persler'e karşı kazandığı Maraton Savaşı'dır. Bu savaşta, bugünkü Yunanlılar'ın antik dönemlerde yaşayan ataları, bu etkili savaş biçimi sayesinde Asya'nın derinliklerinden, istila için gelen kalabalık Persleri bertaraf etmişlerdir. Bunun gibi daha nice savaşlar vardır tabi. Mesela Spartalıların M.Ö. 480 yılında Thermophyle'de (Termofil) üzerlerine insan seli halinde saldıran Persler'e direnç gösterebilmelerini sağlayan da phalanx düzeni ve ayrıca doğumlarından itibaren sahip oldukları yüksek savaş disiplinleriydi. Bu örnekler elbette arttırılabilir.

Öncelikle phalanx nedir bunu bir açıklayalım. 

Phalanx : Çoğunlukla mızrak ve kargı gibi gönderli silahlar kullanan piyade birimlerinin, birbirinden ayrılmadan art arda saflar halinde savaşmalarını kabul eden bir savaş düzenidir. Bu terim, ilk olarak Antik Yunan'da hoplit adı verilen ağır piyadelerin savaş düzeni olarak ortaya çıkmıştır.


Phalanx düzeni Antik Yunanistan ve Makedonya ordularında sıkça kullanılmıştır. Makedonların tarihteki en göze çarpan dönemleri ise kuşkusuz Büyük İskender'in Asya'nın fatihi olma yolunda çıktığı ve 13 yıl sürecek olan doğu seferleridir. Bu seferler neticesinde İskender, Anadolu, Mısır, Suriye ve İran gibi önemli coğrafyaları ele geçirmiş, Pers İmparatorluğu gibi bu geniş ve değerli bölgelere hakim olan güçlü bir devleti de yıkmıştır. İran'ın ardından Pakistan ve Afganistan üzerinden Hindistan'a ulaşan Büyük İskender, burada M.Ö. 326 Hydespes Nehri savaşında kendi ordusundan sayıca daha kalabalık olan Hint kralı Porus'un ordusunu yenmiş, Porus'un oğlu da savaşta hayatını kaybetmiştir. İskender daha sonra bu Hint kralı ile dost olmuş ve ona kendi hakimiyetini kabul etmek şartıyla ülkesinde krallığını devam ettirme hakkını vermiştir. İskender, kişisel ihtirasları yani Asya'nın kralı olmak adına Hindistan'ın aşağı kısımlarına inmek istedi ancak ordusu daha fazla ilerlemek istemedi. Çünkü Hindistan'ın içlerinde 300 bin kişilik bir Hint düşman ordusu daha bekliyordu. İskender'in ordusunun sayısı ise yaklaşık 35 bin civarıydı ve düşmana göre bir o kadar da yorgundular. Ordusundaki huzursuzlukları gören İskender, bu sebeple daha fazla ilerleyemedi ve batıya ünlü Babylon'a (Babil) geri döndü ve bir süre sonra M.Ö. 323'te de burada öldü. 

Makedon Kralı, Büyük İskender'in Babası
İskender hayalindeki gibi tam anlamıyla Asya'yı ele geçiremediyse de yaptığı işler yine de büyüktür. O kendisinden sonra gelecek pek çok hükümdar ve komutana ilham kaynağı olmuştur. Ancak İskender'in başarısında bana göre akıl hocası ünlü Yunanlı filozof Aristotales ve komutanları dışında başka birisinin de etkisi vardı. Bu kişi de kendi babası II. Philippos'tan (Filip) başkası değildi. Bu adam koca bir Hellen dünyasını Persler üzerine yapılacak intikam seferi için yoğun muhalefetler ve savaşlar karşısında birlik haline getirdi. Yani doğu seferi için gereken askeri kaynak sağlanmıştı ve bir de bu askerlerin savaş metodlarına yeni ve etkili bir yöntem eklemek gerekiyordu. II. Philip, buna bağlı olarak da askerlerine 3-4 metreyi bulan "sarissa" adı verilen uzun kargılar temin etti. Bu yeni düzen biraz da bir kirpiyi andırıyordu. Kirpi dikenlerini çıkardığında ona saldıran bir aslanın pek fazla elde edebileceği bir şey yoktur ve üstüne üstlük zarar da görebilir. Philippos'un kurduğu sistemde bunu andırıyordu ve o, ayrıca Persler'in kalabalıklığını ve ne güçte olduklarını biliyordu. Eğer M.Ö. 336'da suikaste uğramasaydı, İskender'in çıktığı sefere kendisi çıkmış olacaktı. 

Ne derece başarılı olurdu bilinmez fakat yine de kurmuş olduğu düzen İskender'in çok işine yaramıştı ve onun oğlu, yaptığı büyük fetihlerle tarihin tozlu sayfalarına adını "Büyük İskender" olarak yazdırmayı başardı, asırlarca da unutulmadı. Bu yazımda sizlere Phalanx sistemininin özelliklerinden ve uzun kargılı phalanx düzeninin tarihte ilk kuruluşundan bahsetmeye çalıştım. Umarım sizin için okuması keyifli bir yazı olur. İyi okumalar ve ayrıca mutlu bir hayat dilerim.


Yorumlar

  1. Strateji oyunlarının vazgeçilmezi mızraklılar 😀

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle. :) Özellikle total war oyunlarında mızraklılar, atlıların korkulu rüyası ve bunlarla oynaması da oldukça keyifli. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Eski Roma'da Toplumsal Sınıflar

Patriciouslar(Patriciler) : Antik Roma'da soylular ve aristokratlardan oluşan seçkinler sınıfıdır. Roma'daki idari makamların her zaman en önemli, en değerli üyeleri patricilerden seçilmiştir. Eski Roma'da başka bir toplumsal sınıf olan Plebler'in prestij ve kıdem olarak hep üzerinde yer almışlardır. Ancak Roma'da cumhuriyet döneminin(M.Ö. 509 - M.Ö. 27) sonlarına yaklaşıldığı dönemlerde Patriciler'in, Plebler'in üzerindeki bir takım üstünlüklerini kaybetmeye başladıklarını görmekteyiz. Bunu Pleblerin Roma'da sadece Patricilere layık görülen idari makamlara gelebilmeleriyle açıklayabiliriz. Örneğin; eyaletlerdeki mali durumlardan sorumlu olan Questor'luk makamı Pleblerin seçilmeyi hak ettikleri ilk önemli görev olarak sayılabilir. Çünkü Questor'luk Roma tarihinde çok köklü bir geçmişe sahiptir ve bu görevliler eyaletlerde toplanan paraların merkezi aktarılmasında doğrudan yetkili kişilerdir. Bilindiği üzere Roma merkezi otoritesi oldukça güçlü b…

Atilla'nın Doğu Roma İmparatorluğu Üzerine Yaptığı Seferler ve Antlaşmalar

Doğu Roma elçileri, Hun lideri Rua'yı Doğu Roma İmparatorluğu'na sefer yapmaktan vazgeçirmek adına imparator II. Theodosius tarafından o dönemki adıyla Konstantinopol'den gönderilmişlerdi. Lakin yolda Rua'nın ölüm haberini aldılar. Bu durum Konstantinopol'deki imparatorluk sarayında sevinçle karşılandı, hatta imparator yüceltildi. Fakat elçiler hazır yola çıkmışken yine de Hunlar ile görüşmek istediler ve yollarına devam ettiler. Hun bölgesine, Konstantia surları önüne geldiklerinde onları at üzerine başka bir Hun Başbuğu karşılıyordu. Bu yeni başbuğun adı Attila'ydı...
M.S. 434 yılında amcası ölen Attila, ağabeyi Bleda ile birlikte Hunlar'ın başına geçmişti. Hunları bu dönemde birlikte yönettikleri söylense de Attila'nın Bleda'ya oranla özellikle askeri ve idari konularda daha etkin olduğunu söylemek mümkündür. Konstantia surları önünde elçileri karşılayan Atilla kendinden emin ve mağrur görüntüsüyle Bizans elçilerine Hunlar'ın taleplerini bil…

Büyük Umutlar Kitap Özeti

Ünlü İngiliz Yazar Charles Dickens tarafından 19. yüzyıl İngiltere'sinin toplumsal yapısının başarıyla kaleme alındığı klasik bir eserdir Büyük Umutlar... Kitapta, romanın baş karakteri Philip(Pip)'in çevresinde gelişen olaylar bütünü aktarılmaktadır. Eserde, yazar tarafından 1800'lü yılların İngiltere'sinde zengin ile fakir arasındaki yaşamsal uçurum başarılı bir şekilde aktarılmıştır.
ÖZET
 Küçük Yaşta annesini ve babasını yitiren Pip, ablasının ve eniştesi olan John'un yanında büyümektedir. Pip'in ablası yazar tarafından karakter olarak son derece katı, sert bir kadın olarak tasvir edilmiştir. Ablanın aksine mesleği demirci Joe Gargery yani Pip'in eniştesi ise aşırı iyi kalpli ve yufka yürekli bir karakterdir. Pip, köylerindeki mezarlıkta karşılaştığı bir mahkuma yardım etmiştir. Ancak bu yardımın şekli biraz zoraki bir şekildedir. Küçük Pip'in o küçük haliyle hapishaneden kaçmış hayduta karşı gelmesi olanaksızdır. Fakat bu zoraki yardım ileride …