Kısaca Eski Mezopotamya Medeniyeti Üzerine Düşüncelerim


Sümerler


Eski Mezopotamya sahip olduğu kültürel ve sanatsal özellikleriyle çok değerli bir birikime sahiptir. Tarihte ilk önemli medeniyetlerin yeşerdiği bu kadim coğrafya; yazı, hukuk, ekonomi, tarım, astronomi ve şehir planlamacılığı gibi konularda daha önceki dönemlerde görülmemiş teknolojik gelişmelerle kendisini ön plana çıkarmıştır. M.Ö. 3200'lerde Sümerliler tarafından bulunan çivi yazısı sayesinde yazı öncesi yani Prehistorik (tarihöncesi) dönemler son bulmuş ve böylelikle tarihi çağlara girilmiştir. Sümerler'in kurdukları medeniyetin tarihinin M.Ö. 4000'lerde başladığı bilinmektir ve bölgedeki siyasi varlıkları da M.Ö. 2000'e kadar uzanmaktadır. Sümerler'den sonra Ön Asya'da Akkad, Babil, Assur ve Elam gibi büyük kavimler yerleşmişler ve gelişmişlerdir. 

Mezopotamya tarihteki ilk kanunların ve reformların yapıldığı önemli bir coğrafyadır. Ünlü Babil kralı Hammurabi'nin kanunları bu anlamda hem kendi çağında hem de sonrasında fazlasıyla popüler olmuştur. Mezopotamya ayrıca devasa ziggurat tapınaklarının, uzun sakallı kralların egemen olduğu bir coğrafyaydı. Bölgesel etkiden dolayı yapı malzemelerinde kerpiç ve tuğla kullanıldığından mimari eserlerinin ömürleri pek uzun olmadı ve sadece birkaçı ayakta kalabildi. Bu durumda bölgenin göç yolları üzerinde olup, sürekli istilalara uğraması da etkili olmuştur. Bu yapılardan en bilineni bugün Irak Nasiriyah yakınlarında bulunan "Büyük Ur Zigguratı"dır. Bu yapı, Sümer kralı Ur Nammu (M.Ö. 2047 - M.Ö. 2030) tarafından Sümer mitolojisinde ay tanrısı olan Sin'e (nanna) adanmıştır. 

Sümer mitolojisinin kendisi de çok ilginç ve içerisinde pek çok gizemi barındırır. Sümerliler'e göre onların tanrıları göklerden gelmişler ve onlara ilimler öğretmişlerdi. Onlar tanrılarına "Annunaki" diyorlardı ve bu tanrıların sayısı elliydi. Söylediklerine göre bunlar Nibiru adlı bir gezegenden gelmişlerdi. Kulağa biraz gizemli ve ilginç gelse de Sümerlilerin özellikle gezegenleri ve galaksiyi tasvir etmedeki başarıları ve diğer alanlardaki hızlı gelişimleri biraz düşüncede bırakıyor insanı. Fakat belki de onlar gerçekten çok ileri bir medeniyetti ve bütün bu gelişmeleri kendi çalışkanlıklarına borçlulardı. Tabi gerçeğin tam olarak ne olduğu hala gizemini korumaktadır. Bu konuda Yahudi asıllı önemli bir Sümerolog olan Zecheria Sitchin'in çalışmaları değerlidir.

Mezopotamya'nın güneyi, kuzeyine göre daha gelişmiştir ve yazının da ilk olarak Güney Mezopotamya'da ortaya çıktığı düşünülmektedir. Sümer döneminde bölgenin önemli kentleri arasında; Ur, Uruk, Kiş, Lagaş, Nippu gibi şehirler vardı. Akkad döneminde Agade, Babil döneminde Babylon (Babil) ve Assur döneminde Ninova gibi kentler ön plana çıktılar. Mezopotamya'nın bu asıl sahipleri tarafından yazılan tarihi, Pers İmparatorluğu'nun kurucusu "Büyük" lakaplı, II. Kyros'un (Keyhüsrev) M.Ö. 539'da Babil'i fethetmesiyle son bulmuş, bölgede artık yeni bir dönem yaşanmaya başlamıştır. Yani bölgenin asıl sakinlerinin Mezopotamya'daki siyasi otoriteleri sona ermiştir. Ancak gerek bilim gerekse de sanat ve kültürel mirasıyla Eski Mezopotamya, tarihin en gizemli ve en değerli medeniyetlerinden birisidir. Mezopotamya terimi ise, bölgede hakim olan medeniyetler tarafından değil, bölgeyi anmak adına antik dönem Yunan tarihçileri tarafından kullanılmış bir addır. Fırat ve Dicle nehirleri arasında kurulmuş bir medeniyet olduğundan bu isim Yunanca'da "İki Nehir Arasındaki Yer" anlamına gelmektedir. 

Eski Mezopotamya'yı daha detaylı olarak okuyabileceğiniz pek çok eser mevcuttur. Mesela ülkemizin yetiştirdiği önemli sümerologlardan birisi olan Muazzez İ. Çığ'ın eserleri ve yabancı olarakta Samuel N. Kramer'in bölge tarihi hakkındaki kitapları ilgi görmektedir. Tabi bu değerli coğrafya ve üzerinde yükselen kadim medeniyet hakkında yazmış olan daha nice yazar ve tarihçiler de vardır elbette. Bu arada yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim ve bu sıcak ağustos gününde sizlere bol okumalı ve mutlu bir yaşam dilerim.

Yorumlar

  1. Yazınızı bir tarihçi olarak gayet akıcı buldum. Zira böyle bir konuyu özellikle ilk cag üzerine yazilan yazilar insanı sıkmaktadir. Uslubunuz ve verdiğiniz bilgiler akıcı yapmış..

    Muazzez hoca eserleri lisans hayatimda okumuslugum vardir.

    Ilk baslar da okurken beni gerdigi soyleyebilirim.. Ancak faydasini daha sonralari goreceginiz eserdir..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,

      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Elimden geldiğince akıcı hale getirmeye çalışıyorum. Çok fazla okunmadığını bilsem de biliyorsunuz yazmak bir tutkudur biz tarihçiler için ve ben de sürekli yazıyorum bu yüzden. İleride de eski çağ alanında uzmanlaşmak niyetindeyim.

      Doğru, olabilir. Dediğiniz gibi sonra da olsa umarım fayda görebilirim Muazzez Hoca'nın kitaplarından. Çünkü Antik Mezopotamya çok gelişmiş bir medeniyete ve gizemlere sahip benim gözümde.

      Sil
  2. Fırsat buldukça yayınlarınızı okumaya çalışıyorum, anlatımınız ve kullandığınız dil çok yalın ve anlaşılabilir olduğu için de ayrıca hoşuma gidiyor okumak. Sümerler dönemi benim de oldukça ilgimi çekti bir de Muazzez Hoca'dan çeşitli TV programlarında dinlediklerim mest etmişti beni yıllar öncesinde. Kaleminize sağlık. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim değerli düşüncelerinizi ifade ettiğiniz için. Ayrıca yazılarımın okunduğunu bilmek beni ayrıca mutlu etti, sağolun. Evet, Muazzez hocanın Sümerler hakkındaki çalışmaları çok değerlidir ve onun konuşmalarını dinlemek de ayrı keyiflidir. :)

      Sil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Doğu Roma İmparatorluğu'nda Heraklius Dönemi

"Karun" Kadar Zengin Lidya Kralı Kroisos

Bir Dönem Roma'nın Önemli Gücü Olmuş "Kohort" Askeri Birlikleri