Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Tapınak ve Zeytin Ağacı...

Zeytin Ağacı ve Athena Tapınağı (asırlardır süren bir dostluk)
Tapınak ve bir zeytin ağacı... Antik Yunan'ı en iyi anlatan şeylerden birkaçı belki de bunlar... Eski Yunanlar arasında zeytin ağacı; zeytin ve zeytinyağı üretimi için çok fazla değer görmekteydi. Bunlar besin için olduğu kadar ticari faaliyetlerde de önemliydiler. Antik dönemde uzun bir süre Batı Anadolu'nun Ege kıyılarında yaşamış olan Helen(Yunan) kolonilerinin, iklimin de tesiriyle en öncelikli yetiştirdiği tarım ürünleri arasında zeytin de vardı. Bu durum günümüzde de böyledir elbette. Zeytin ve ondan elde edilen zeytinyağının Ege'deki şöhretini bilmeyenimiz yoktur. 
Zeytin yetiştiriciliğinin önemi, eski çağda Batı Anadolu kıyılarında olduğu gibi kıta Yunanistan'ında da yüksekti. Burada yetiştirmenin yanında, o dönemki Yunanistan'da kültürel birliği sağlayan olimpiyatlarda, birincilere ödül olarak zeytin dalı verilirdi. Olimpiyat oyunlarının o dönemdeki önemini düşündüğümüzde, birincilere ödül ola…

Hadrian Duvarı (Roma Duvarı)

Hadrian Duvarı, ünü antik dönemi aşan ve bilhassa savunma amaçlı inşa edilmiş olan, bir Roma dönemi duvar sistemidir. "Hadrian Duvarı"na aynı zamanda "Roma Duvarı"da denmektedir. Bu duvar sistemi, Roma'nın en fazla seyahat eden imparatorlarından birisi olan imparator Hadrianus döneminde inşa edilmiştir(M.S. 117-138). 
Hadrian Duvarı, günümüz İngiltere'sini doğu-batı doğrultusunda ikiye ayırmaktadır. Duvar tamamen taştan yapılmış olup, inşasına ise Hadrianus'un M.S. 120'lerin başındaki Britanya ziyaretinden sonra başlanmıştır. İmparator Hadrianus, Roma Devleti sınırlarına Britanya'nın kuzeyinden, yani bugünkü İskoçya civarından gelen sadırıları kesmek için bu duvarın yapılmasını uygun görmüş ve neticesinde onun isteğiyle kendi adıyla anılacak bu duvar sistemi, İngiltere toprakları üzerinde inşa edilmiştir. Bugün duvarın özellikle orta bölümü ayakta durmaktadır. Duvar, İskoç kabilelerin saldırılarını önlemesinin yanında, yapıldığı dönem itibariyl…

Kalbimden Bir Şeyler...

Soğuk ve Yalnız Gecelerde

Seninle yaşlanmak isterdim  Hep gözlerinde kalmak isterdim Sana her baktığımda  Aşkını hissetmek isterdim
Yalnızlığa ve aşkına sarıldım Soğuk ve yalnız gecelerde
Senin tarafından sevilmek Güzel olabilirdi Soğuk ve yalnız olduğum gecelerde... Kolların boynumda olsaydı keşke
Her gün sevgimle yeşeren Bir çiçek gibiydin Kalbimde büyüttüm seni Her gün besledim bıkmadan
Yalnızlığa ve aşkına sarıldım Soğuk ve yalnız gecelerde
Senin tarafından sevilmek Güzel olabilirdi O güzel gözlerin, gözlerimde olabilirdi Ama olmadı 
Yalnızlığa ve aşkına sarıldım Soğuk ve yalnız gecelerde...

Aşk Oyunu

Senin sevgini istedim sadece Özlediğim tek şey senin o güzel kalbindi  Sana ihtiyacım var bu gece Tek istediğim seninle aşka düşmekti
Gecenin karanlığında güzelim yalnız sevgimi hisset Bırak birleşsin kalplerimiz bana bir tek aşktan bahset
Gözlerime bak ve üzülme  Aşk oyunu bu, kelimeler bazen yetmiyor Kal benimle lütfen, bu geceler sensiz geçmiyor Bak gözlerime sevgilim ve sakın üzül…

Parşömen'in İcadı

Antik dönemde, Büyük İskender'in imparatorluğunun haleflerinden birisi olan I. Ptolemaios Soter'in M.Ö. 3. yüzyılın başlarında Mısır'da kurdurduğu İskenderiye Kütüphanesi, zamanla dönemin en önemli bilim merkezi ve ayrıca güzel de bir kitap deposu haline gelmişti. İskenderiye'deki bu kütüphaneden sonra, bilinen en büyük kütüphane ise Pergamon'da (Bergama) kurulmuştu. Mısır'da papirüs bitkisinden elde edilen kağıtlara yazılan yazılar, Bergama'da Papirüs bitkisi yetişmediğinden yerini keçi derisinden yapılan Parşömen kağıdına bırakmak durumunda kalmıştır. Çünkü yaygın bir söylentiye göre; Mısır Kralı, Bergama Kütüphanesi'nin İskenderiye Kütüphanesini nitelik ve şöhret olarak geçmesini istemediğinden, Anadolu'ya papirüs ihracatını yasaklamıştır.
Bunun üzerine kâğıt sorunu yaşayan Pergamon ülkesinin kralı II. Eumenes, yeni bir kâğıt türü icat edecek olana büyük ödüller vaat etmiştir. O zamanki Kütüphane Müdürü Krates de, keçi derilerini işleyerek yazıl…

Anneler Günü...

Anneler günü uygulaması, ilk olarak Antik Yunan dininde pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olarak görülen Rhea onunuruna düzenlenen ilkbahar eğlenceleriyle birlikte başlamıştır. Rhea, mitolojide tanrıların anası ve aynı zamanda dağlık bölgelerin koruyucu tanrıçası olarak da bilinir. Eski Roma medeniyetinde ise, Anadolu kökenli bir ana tanrıça olan ve daha çok Frigler'de kullanımı yaygın olan tanrıça Kibele'ye büyük saygı gösteriliyor ve onun anısına festivaller düzenleniyordu. Kibele bilindiği üzere doğanın, bereketin tanrıçasıydı ve aynı zamanda vahşi hayvanlarla da ilişkilendiriliyordu. O, Hitit ve Hurriler'deki Kubaba'nın Frigler'deki devamı olarak görülmektedir. Kibele'nin Antik Yunan'daki benzeri ise, yukarıda kısaca değindiğimiz tanrıça Rhea'dır. Eski zamanlarda ana tanrıçalar, her kültürde farklı isimlerle anılıyorlardı. 
Anneler günü kutlamalarının dünyaya yayılması ve popüler hale gelmesi ise, 20 yüzyılın başlarında gerçekleşmiştir. ABD'de…

Sagalassos Antoninler Çeşmesi

Antoninler Çeşmesi, M.S. 161-180 tarihleri arasında, dönemin Roma imparatoru Marcus Aurelius zamanında inşa edilmiştir. Geriye estetik, güzel bir eser bırakmak ve ayrıca bir prestij göstergesi olarak görülsün diye yapılan bu çeşme, Burdur ilimizin Ağlasun ilçesi yakınlarında yer alan Sagalassos Antik Kenti'nde bulunmaktadır. 
28 metre genişliğinde ve 9 metre yüksekliğinde olan çeşmenin, kentin agorasına daha estetik bir görünüm kazandırmak maksadıyla inşa edilmiş olduğu da söylenir. Antoninler Çeşmesi'nin yapımında Afyon mermeri kullanılmış olduğundan, suların hareketlerine bağlı olarak oluşan çeşitli ışık oyunları da çeşmeye bakınca gözlemlenebilmektedir. Yapıya "Antoninler Çeşmesi" denilmesinin nedeni ise, çeşmenin Eski Roma'da Nervan-Antoninler hanedanına mensup imparatorlardan biri olan, Marcus Aurelius döneminde yaptırılmış olmasıdır. Marcus Aurelius Eski Roma'da bilge, filozof bir imparatordu. Onun "kendime düşünceler" adlı eserini okumak old…

"Uygarlığın" Filizlendiği Girit Adası'ndaki Ünlü Knossos Sarayı

Knossos Sarayı, tarihte uygarlığın ilk filizlendiği yer olarak bilinen Girit Adası'nda yer almaktadır. Saray, Girit Medeniyeti'nin başkenti olarak kabul edilen ve diğer şehirleri arasında da en önemli kent olarak görülen Knossos'ta bulunmaktaydı. Yaygın bir görüşe göre, her ne kadar Girit'te ne tür bir yönetim olduğu kesin olarak bilinmese de, Knossos kentinin adada otoriter bir güç olduğu ve bir dönem tüm adanın da buradan yönetildiği düşünülmektedir. Elbet efsanevi kral Minos'un burada hüküm sürmesi, ünlü Knossos Sarayı ve bu sarayın aynı zamanda Atinalı Theseus ve bir labirentte yaşadığı düşünülen boğa başlı canavar Minotauros efsanesine konu oluşu da, bu düşünceyi güçlendirmektedir. 
Efsaneye göre; meşhur savaşçı Theseus,  Atinalıların kaybettiği bir savaş neticesinde, Kral Minos ile yapılan antlaşma gereği her 9 senede bir Minotauros'a kurban olarak gönderilen Atinalıları, bu durumdan kurtarmak için canavarı öldürmeye gönüllü olur. Canavarla girdiği amans…

Antik Dönem Atina'sında Meşhur Tiran Peisistratos'un Dönemi ve Onun Oğullarının Akıbetleri

Tiran, kelime anlamı "efendi", "despot" veya "zorba yönetici" olan ve bir kentte veya ülkede, zoraki yollardan siyasi yönetimin ele geçirilmesiyle kurulan tiranlık rejiminin baş aktörüdür. Tiranlığın bu kötü imajının yanısıra özellikle antik dönem Atina'sında bilhassa halk nazarında iyi olarak hatırlanan bir tiran da vardı. Burada iyi olarak kastedilen kişi, iktidarı için aslında çok fazla mücadele etmiş olan Peisistratos'tan başkası değildir. Antik dönemde demokrasinin ilan edildiği kent olarak bildiğimiz Atina, bu ünlü tiranın yönetimine diğer tiranların aksine saygı göstermiş, onun dönemi(M.Ö. 561-527) çoğunlukla iyi bir dönem olarak anılmıştır. M.Ö. 561-527 yılları arasında birkaç kez iktidardan düşse de, galip çıktığı Pallene Savaşı ve üçüncü kez tiran olduğu M.Ö. 546'dan 527'ye kadar sorunsuz bir şekilde yönetimini sürdürmüştür. Yukarıda iyi olarak hatırlandığını söylediğimiz Peisistratos'un elbette bunu sağlayan birkaç önemli f…

Mitolojide İthaka Kralı Odysseus ve Sirenler'in Hikayesi

Çok hileli İthaka kralı Odysseus, Truva Savaşı sonundaki zorlu eve dönüş yolculuğunda, adamlarıyla birlikte denizlerde yol almaktadır. Yolculuk esnasında, daha önceden büyücü Kirke'nin de bahsettiği oldukça sihirli şarkılar söyleyen Sirenlerin bölgesine yaklaşır. Odysseus ve beraberindekiler durumu bildiklerinden hazırlıklı davranırlar ve onun adamları kulaklarını balmumundan yaptıkları tıkaçlarla tıkarlar. Yalnız Odysseus, Sirenler'in söylentilere konu olmuş, o güzel seslerini duymak için kendisini gemisinin direğine bağlatır. Adamlarına da tembih ederek, her ne olursa olsun Sirenlerin bölgesinden uzaklaşıncaya kadar kendisini çözmemelerini ister. Odysseus bölgeye yaklaşıp, bu muhteşem ezgileri duyunca kendinden geçer ve kendisini çözmeleri için yalvarır. Ancak askerler durumun bilincinde olduklarından ve zaten hiçbir şey de duymayarak bu bölgeden çıkıncıya kadar hızla kürek çekerler. Böylece Odysseus ve adamları, kendilerini eve dönüş gayesinden alıkoyacak bir beladan daha …

Büyük İskender'in Karakterine Etki Eden Faktörler Üzerine...

Büyük İskender, tarihin gördüğü en büyük komutanlardan ve politik kişiliklerden birisidir. Onun, Asya'nın fatihi olma yolunda çıktığı doğu seferi sonucunda, batı ve doğu kültürleri kaynaşmış ve neticesinde hellenistik kültür dönemi yaşanmaya başlamıştır. Bu dönemin başlangıcı, İskender'in fetihleriyle olup, sonlanışı ise M.Ö. 30'da Octavianus önderliğindeki Romalıların, Mısır'daki Ptolemaios Hanedanlığı'nı sona erdirmeleriyle olmuştur. Bazılarına göre ise bu sonlanış, yine Romalıların M.Ö. 140'ların ortalarında Yunanistan'ı ele geçirmeleriyledir. Ancak Hellenistik kültür sadece Yunanistan'da değil, burası da değil olmak üzere Anadolu, Suriye ve Mısır'a kadar uzanıyordu. Hatta buna, İskender'in fetih amacıyla gittiği son yer olan Hindistan'ın kuzeyi de eklenmelidir. Tarih içerisinde doğu ile batıyı kaynaştıranlardan biri de İskender'dir ve onun gittiği yerler de bu kültürün yayıldığı bilinmektedir. Bu sebeple hellenistik kültürün sonu ol…

Keanu Reeves ve Onun Dikkat Çeken Yaşam Öyküsü...

Bugün çok sevdiğim tarihi olaylar dışında, daha farklı bir konudan bahsetmek niyetindeyim. Bu bahsedeceğim konu, ünlü bir sinema yıldızının hayat hikayesi aslında. Keanu Reeves'den bahsediyorum, bu yazıda onun hüzünlü geçmişi ve çok başarılı olmasına karşın, hayata karşı sergilediği mütevazi tutumdan söz etmek istiyorum. Birçoklarının para ve şöhret tutkusunun aksine ondaki sadelikten bahsedeceğim. İsterseniz başlayalım.
Daha çok Matrix filmiyle hatırlanan ve yine pek çok başarılı filmde rol alan Keanu Reeves'in oldukça mütevazi bir hayatı var. Holywood'un parlak ışıkları ve gösterişli filmlerinde oynayan, Reeves'in kazandığı büyük paralara ve şöhrete rağmen hayatını normal insanlar gibi sürdürdüğü bilinmektedir. 
53 yaşında bir Kanadalı olan (kendini öyle gören) aktör ve yapımcının, hayatı da aslında pek çok hüzünlü olayla dolu. Ancak onun bu kadar başarılı olmasının sebebi, hiçbir zaman hayattan kopmaması, mücadeleyi bırakmamasıdır. Onun yaşamına, yani başından geçe…

Eski Roma'da Lucretia'nın Kaçırılması ve Krallık Rejiminin Sonu

Roma tarihi, temel olarak üç dönemde incelenir. Bunlar; krallık, cumhuriyet ve son olarak imparatorluk dönemidir. Roma, kuruluş tarihi olarak görülen M.Ö. Nisan 753'ten M.Ö. 509'a kadar krallık ile yönetilmiş, M.Ö. 509 - 27 arasında ise cumhuriyet yönetimi, Roma'nın idare biçimi olmuştur. M.Ö. 27 ile beraber ise, antik Roma'da meşhur Iulius Caesar'ın manevi oğlu Octavianus'un gayretleriyle imparatorluk dönemi başlamıştır. Octavian, bu tarihten itibaren kendi ismi olarak da görülecek olan "Augustus" ünvanını almıştır. O, Roma'nın ilk imparatorudur ve ayrıca eski Roma toplumunun genelinde daha önce hiç kimsenin görmediği sevgi ve saygıyı da görmüştür...
Antik Roma'da krallar ise, "rex" ünvanıyla anılıyorlardı. Regnum yani "krallık" olarak ifade edilen latince sözcüğün de kökeni aslında buradan gelir. Tabi krallık dönemi, bilindiği gibi daha çok tek bir yöneticinin siyasi üstünlüğüne dayanıyordu. O dönemde de soylu ailelerden …

Roma İmparatoru Hadrianus'un Villası (Villa Hadrianus)

Roma imparatoru Hadrianus'un İtalya Tivoli'deki villası, Eski Roma'dan günümüze kalan en gösterişli yapılardan biridir. "Villa Hadrianus" olarak da anılan bu villa, Roma'nın en fazla seyahat eden imparatorlarından birisi olan Hadrianus döneminde (M.S. 117-138) yapılmıştır. İmparator Hadrianus aynı zamanda Roma'daki "beş iyi imparator"un üçüncüsüdür. 
M.S. 2 yy.'da inşa edilen villası ise, içerisinde Eski Yunan, Roma ve Mısır medeniyetlerine ait heykelleri bulundurur. Hadrian'ın eski Yunan medeniyetine büyük bir sempati duyduğu da bilinir ve anlatılanlara göre o, son günlerini bu kompleks içerisinde geçirmiştir. Roma yakınlarındaki Tivoli'de bulunan "Villa Hadrianus", 1999 yılında Unesco Dünya Mirası Listesi'ne alınmıştır.